 |
Ana Menü |
 |
 |
Çevrimiçi Üyeler |
 |
 |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Çevrimiçi Üye Yok
Kayıtlı Üyeler: 134
Aktif Üyeler: enes39
|
 |
 |
 |
 |
 |
En yuksek Puanlar |
 |
|
 |
Hoşgeldiniz |
 |
 |
Reklamlar |
 |
 |
MÜBAREK GECELERDEN REGAİB GECESİ |
 |
 |
ÜÇ AYLAR COŞKUSU |
 |
 |
 Kutlu zaman dilimi üç aylar, bütün coşkusuyla bir kere daha gönül dünyamızı şereflendirdi. Yüce Yaratıcı bu vesileyle bize bir kere daha kendimizi kontrol etme, yenileme ve eksiklerimizi gidererek yola daha hızlı devam etme fırsatı sundu.
Üç aylardan hakkıyla istifade edebilmek için öncelikle bu kutlu zaman diliminin her bir anının kudsiyetine ve bereketine inanmak gerekiyor. Çünkü bu mübarek dakikalar, saatler, günler ve geceler ancak inanan insanlar için bir anlam ifade eder. Bu aylar, her mü'minin gönlüne, seviyesine göre mutlaka bir şeyler bırakıp gider.
Üç aylar, hepimiz için taze başlangıçların vesilesi olmalıdır. Herkes gerek şahsi, gerek ailevi, gerekse sosyal ilişkileri açısından kendi durumunu gözden geçirmeli ve her anlamda bir yenilenmeye gitmelidir. Üç aylar içerisine serpiştirilen kandiller, yol gösteren işaret taşları gibidir.
Mübarek üç aylar girer girmez gönüllerimize bütün ihtişamıyla "merhaba" diyen Reğaib kandili, bize her daim iyilik ve güzelliklere rağbet etmeyi fısıldar; hayatımızla alakalı yeni kararlar alma imkânı sunar. Mesela namazlarını bir türlü istediği düzene sokamamış biri için, üç aylık zaman dilimi kaçırılmayacak bir fırsattır. Üç ay boyunca namazlarını düzenli olarak kılmaya karar verip bu disiplinden taviz vermeyen biri, namazdan kopmama adına önemli bir adım atmış sayılır.
Namazlarını aksatmadan kıldığı halde cemaati ihmal eden biri de bu eksiğini üç ay boyunca gerçekleştireceği sıkı bir takiple giderebilir. Çünkü bilir ki Reğaib'in hemen ardından, en büyük hediyesi namaz olan Miraç kandili gelecektir. Namaza böyle rağbet edilince Mirac'ı farklı bir boyutta yaşama imkânı elde edilir.
Kur'an-ı Kerim okuma için de aynı husus geçerlidir. Okumayı bilmeyen öğrenmeye, iyi okuyamayan okumasını ilerletmeye, hayatında her gün Kur'an'a yer vermeyen de bu temel eksiğini gidermeye azmetmelidir. İnanan her gönül, seviyesine göre namaz, Kur'an, oruç, evrad u ezkar ve gece ibadeti gibi hususlarda eksiklerini tesbit etmeli ve onları giderme yoluna gitmelidir.
Böyle bir kararlılıktan sonra yavaş yavaş elde edilen kıvamın muhafazası için Beraat kandili ekstradan bahşedilmiş bir lütuf gibidir. Bu kıvamın sahibi, günahlardan beraatini almaya âmâdedir; Ramazan-ı şerifi de en güzel şekilde karşılamaya hazırdır.
Bu yoğun hazırlık döneminin ardından bütün ihtişamıyla Ramazan gelir ki, onun havası bambaşkadır. Sahuruyla, iftarıyla, teravihi ve mukabelesiyle Ramazan bütün bir seneye yetecek feyiz ve bereketiyle gönül semamıza doğar. Geceleyin sahur için uykularının en tatlı anını bölenler, gündüzleri tuttukları oruç ve okudukları mukabelelerle bir sıçrama daha yaparlar. İftar sevincinin ardından bütün coşkusuyla eda edilen teravih, o günkü kulluk abidesinin tacı olur.
Bir de bütün senenin en kıymetli günü olan Kadir gecesi vardır ki, o mübarek gece, bereketini ancak bu üç ayı iyi değerlendirenlere ikram eder. Sanki o kutlu gece üç ayın kadrini bilenlere armağan olsun diye Kadir Gecesi olarak isimlendirilmiş ve Kur'an'da tescil edilmiştir. Kadir gecesi, içi kullukla dolu üç aylar bohçasının üzerine konmuş gül gibidir. O gül ancak içi dolu bohçanın üzerine yakışır. Bu bohçayı ulu dergâha arz edenlere verilen ilk ödül ise bayramdır.
Üç ayların büyülü atmosferi evimizi, sokağımızı, çarşımızı, pazarımızı ve bütün toplumu sarmalıdır. Evde kandiller bir bayram havasında kutlanmalı, çocuklara hediyeler alınmalı, büyüklerin kandilleri tebrik edilmelidir. Mümkün olursa çocuklarımıza güzel elbiseler giydirilmeli, o güne özel yemekler, programlar hazırlanmalıdır. Komşularımızla tebrikleşmeler gerçekleştirilmelidir.
Mübarek mekânlar ziyaret edilmeli, büyüklerin duaları alınmalıdır. Bu vesileyle çocuklarımıza camilerimiz, minarelerimiz, mahyalarımız anlatılmalı, Itrî bestesiyle okunan salât ü selamlarımız, tekbirlerimiz yaşatılmalı ve insanın ruhuna işleyen ezanlar dinlettirilmelidir.
Aynı güzellikler iş hayatımıza ve sosyal ilişkilerimize de yansımalıdır. Çünkü bu aylarda vicdanlar teyakkuza geçer, bütün gönüller uyanır, duygular coşar. Üç ayların bu tatlı ve imrendiren sıcaklığı inanan gönüller için gece-gündüz devam eder. Bu zaman diliminde herkes gönül diliyle konuşmaya başlar. Beşeriyetten kaynaklanan tabii sertlikler bir anda yumuşar. Bu vesileyle insanlar, herkesle selamlaşmalıdır. "Kardeşinin yüzüne gülümsemeyi bir iyilik olarak sakın küçümseme!" hadisinden hareketle herkese tebessüm etmeli ve iyi dilekler paylaşılmalıdır.
Sosyal faaliyetler planlanmalı, yemekli-yemeksiz toplu programlar yapılmalı, mübarek beldelere geziler düzenlenmelidir. Fakir fukaraya gönüller ve sofralar açılmalıdır. Sineler ummanlar gibi geniş olmalı ve el uzatılmayan bir mahzun gönül bile bırakılmamalıdır.
s.sargin@zaman.com.tr
|
 |
 |
 |
 |
 |
ÇAY İÇMEK KEYİFLİ FAKAT |
 |
 |
 YEMEKTEN HEMEN SONRA ÇAY İÇMEYİN; PEKİ NEDEN?
Türkiye'nin hangi şehrine giderseniz gidin, hangi restoran veya lokantaya girerseniz girin yemekten sonra garson size çay ikram etmek ister ya da garsonun ikram etmesine zaman bırakmadan siz çayınızı zaten istemişsinizdir...
Misafirliklerde de aynı şey geçerli, evlerimizde de. Öğle yemeği veya akşam yemeği fark etmez, yemekten kalkar kalkmaz çaylar demlenmeye başlanır. Türkiye'de bu beslenme davranışı pek çok kişide artık bir alışkanlıktır.
Bu alışkanlığımız, sağlıklı beslenme açısından bakıldığında çok doğru bir davranış değildir. Çünkü yemekten hemen sonra içilen çay, demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan demir (Fe) mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar. 'Bu ne demektir?' Örneğin; yemekte kırmızı et yemiş olun (kırmızı ette yüksek oranda demir bulunur). Yemeğin hemen ardından çay içtiğinizde vücudunuz, köfteden gelen demirden tam olarak faydalanamayacaktır; çünkü çayda bulunan 'tanen', demirle bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki gösterir. Kahve için de aynı şey geçerlidir.
Çayı yemekten en az 1 saat sonra için
Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahvenin demir emilimini etkilemediği biliniyor. Peki demir yeteri kadar alınamaz veya vücut tarafından kullanılamazsa ne olur? Demir eksikliğinde anemi dediğimiz kansızlık oluşur. Anemi, ülkemizde çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Ekonomik durum, beslenme alışkanlıkları ve daha pek çok etken kansızlığın meydana gelmesinde rol alır. Tabii bu etkenlerden biri de çaya olan düşkünlüğümüz diye düşünüyorum. Demir eksikliğine dayalı kansızlıkta, renk solukluğu, halsizlik, yürüyüş ve hareketlerde isteksizlik, efora tahammülsüzlük görülür.
Bunlara dikkat edin...
Eğer aneminiz varsa; siz herkesten daha çok dikkat etmelisiniz. Çay tüketiminizi yemekten 1-2 saat sonraya kaydırmaya çalışın. Çayınızı mümkün olduğunca açık için, hatta limon ekleyin. Böylece bir miktar C vitamini de almış olacaksınız.
*Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı
***
Sağlıklı yaşamak elinizde
Sigara ve alkol kullanıyorsanız, doğru kiloda değilseniz, stresli bir iş ve özel hayat içinde gergin, kendinizde barışık olmaktan uzak yaşıyorsanız, spor yapmıyorsanız, beslenmeniz düzensiz ve özensiz ise, mükemmeliyetçi bir yapıya sahipseniz, hobiniz yoksa hayatın nefes alan pencerelerini açamamışsınız demektir. Sağlıklı yaşayamadığınız için yaşlandıkça da sağlıklı olmanız beklenemez. Bu durumda, sihirli bir değnek veya masallardaki gibi içilen bir avuç suyla gençlik iksirine kavuşamayacak olduğunuz ve yaşlanmanın önüne geçemeyeceğiniz anlamına gelir.
Sağlıklı bir yaşam için doğal ve masrafsız öneriler
Düzenli sağlık kontrolünüzü yaptırın. Böylece belirti vermeyen hastalıkları saptayıp, erken önlem alırsınız.
Yaşınıza uygun fiziksel aktiviteyi belirleyin ve düzenli olarak yapın, ideal kilonuzu koruyun.
Stresi azaltan hayat tarzı değişiklikleri benimseyin ve hobi edinin
Daha az basit şeker, daha az tuz, daha az yağ kullanıp meyve sebze ağırlıklı beslenin, yeterli su için, mümkünse organik maddeler tüketin, katkı maddeli ürünleri kullanmayın
Fiziksel zarar vericilerden uzak bir hayat yaşayın (Sigara, duman, U.V ışınları, radyasyon, kimyasal bileşikler)
Tatil yapın.
Sağlıklı bir uyku düzeni sağlayın.
Sevin, sevilin mutlu bir aile kurun.
En önemlisi kendinizle barışın, mutlu olun, bol bol gülün ve hayata olumlu bakın.
03.07.2OO9
ZAMAN
|
 |
 |
 |
 |
 |
Rüşvet |
 |
 |
 Rüşvet almayan sevap kazanır mı? Ben, bana sorulan soruyu, soru sahibine mukabil bir soru sorarak cevaplandırayım; rüşvet alan günah kazanır mı?
Benim soruma sizin cevabınız 'evet' ise sizin sorunuza benim cevabım da 'evet' olacaktır. Diyalektik yapmıyorum; bir hususa ışık tutmak istiyorum. Cevabı sorunun içinde saklı olan, bırakın İslamî değerleri evrensel doğrular istikametinde hareket eden, etik değerlere sahip herkesin aslında rüşvet konusunda şahsî ve nihai bir kararı vardır. Bu karar hiç şüpheniz olmasın, rüşvet aleyhinedir. Bununla beraber... İsterseniz cümle yarım kalsın, gerisini herkes kendisi tamamlasın.
Yıllar önce resmî vaizlik yaptığım yıllarda müfettişlerle saatlerce müzakere ettiğim bir mevzuyu hatırlattı yukarıda söylediklerim. Cami kürsüsünde Allah'ın nihayetsiz ihsan ve lütuflarına aynı ölçüde mukabele etmenin zorluğuna hatta imkânsızlığına işaret etmiş, Rabb'imizin engin Rahimiyet ve Rahmaniyet'ine atıfta bulunmuş ve bizzat Hocam'dan duyduğum bir tasnifle ibadetlerin müsbet ve menfi olarak iki ayrı kategoride değerlendirilebileceğine işaretle hem insanların ahirette kurtulma ümitlerini kamçılamış hem de Müslümanca yaşama teşvik etmiştim kendimce. Burada dikkati çeken ve müzakereye konu olan şey açık: menfi ibadet. Müzakere, ibadetin menfisi olur mu üzerinde cereyan etmişti. Halbuki kastedilen mana gayet açıktı.
Size de arz edeyim: Allah ve Rasulü'nün (sas) namaz, oruç, hac, zekat gibi kılın, tutun, yapın, verin şeklinde müsbet amel ihtiva eden emirleri müsbet ibadetlerdir. İnsanlar bu emirlere itaat eder, gereğini yerine getirirlerse ibadet sevabı kazanırlar. Rüşvet, zina, yetim malı, kumar vb. almayın, etmeyin, yemeyin, oynamayın şeklindeki yasaklara itaat ederse yine ibadet sevabı kazanır. Bir başka ifadeyle emirleri yapma, yasakları yapmama esastır. Öyleyse birincilere müsbet, ikincilere menfi ibadet denir. Manzaraya tersinden bakacak olursak durum yine değişmiyor; bu defa emirler yerine getirilmeyince, yasaklar ihlal edilince insan günah kazanıyor.
Bu demektir ki; insan namaz kıldığı zaman sevap kazandığı gibi, zina etmediği, yetim malına el uzatmadığı, kumar oynamadığı, gıybet etmediği zaman da ibadet yapma ölçüsünde sevap kazanıyor demektir. Bir de insanlar bunların rahatça yapılabileceği zeminlerde dolaşıyor, öylesi atmosferlerde imrar-ı hayat ediyorlarsa, sevaplarını -bir hadis-i şerife dayanarak ifade edeyim- yedi, yetmiş, yediyüz katlıyor demektir. Buradaki yedi, yetmiş, yediyüz kesretten kinaye yani çokluğu ifade için söylenmiştir.
İmdi; rüşvet en basit tarifiyle insanın hak etmediği bir şeyi elde etmesi demektir. Bu kazancın maddî boyutu ön planda olan para, mal-mülk olması ile makam, mansıp, itibar gibi manevî unsurları ön planda olan bir şey olması arasında fark yoktur. Son tahlilde her ikisinde de ne alın teri vardır ne de liyakat ve ehliyet.
Müfettişlerle müzakerenin sonucu ne diye merak ediyor musunuz bilmiyorum ama ben sözlerimi söyle bağlayayım; İslamî emir ve yasakların böylesi iki ana kategoriye ayrılması veya isimlendirmenin doğru olup olmaması önemli değil; önemli olan işin aslı, mahiyeti, muhtevası ve o muhtevanın ferdî ve içtimaî sonuçlarıdır. Bu hususta bozulmamış insan vicdanının yöneleceği istikamet bellidir. Ama illa din ne diyor diyorsanız; Efendimiz'in şu beyanını r11;isterseniz beddua diyebilirsiniz- hatırlatayım: "Allah, rüşvet alana da verene de lanet etsin!"
Son bir hatırlatma; başımızı kuma sokmayalım; bugünkü siyasî, içtimaî, iktisadî hayat, kültürel ve ahlakî yapıda bazı şeyler var ki; rüşvet işin olmazsa olmazı olabiliyor. Bunun da farkındayız; onun içindir ki öteden bu yana fıkıhçılar rüşveti alana da verene de haram, alana haram verene helal şeklinde sınıflara ayırıp farklı içtihadî hükümler vermişlerdir. Tahmin edeceğiniz gibi bu, ayrı bir yazı konusu. zaman 2 temmuz 2009
|
 |
 |
 |
 |
 |
Nemle birleşen sıcaklar sağlığınızdan etmesin! |
 |
 |
 Evde, işte ya da yazlıkta nerede olursak olalım, bugünlerdeki en büyük derdimiz hava sıcaklıklarındaki artış.
Herkesi yakından ilgilendiren bu sorun, kuşkusuz en çok açık alanda uzun süre işi olanları etkiliyor. Güneş ışınlarının dik geldiği zamanlarda değil, günün bütün saatlerinde kendini hissettiren sıcaklara karşı bilinçli hareket etmek gerekiyor. Kişilerin gerekli önlemleri alarak sıcak havaya uyum sağlaması gerektiğini söyleyen uzmanlar, kalp hastası ve kronik rahatsızlığı olan hastaların sıcak havanın etkisiyle ölüme varan sorunlarla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor. Nem ve sıcaklık oranları yüksek iller ile metropoller; sıcak çarpmasının en etkili olduğu yerler oluyor.
Aşırı sıcaklara karşı vücudun en önemli savunması terleme ile sıvı kaybı. Ancak nem oranı yükseldiğinde, terleme ile olan sıvı kaybı azalmaya başlıyor ve bu durum, sıcak çarpması ihtimalini artırıyor. Sıcağa bağlı acil durumların nemli bölgelerde daha sık yaşandığına dikkat çeken Memorial Hastanesi Dahiliye Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, nemin sıcak havayla oluşan sorunları büyük oranda artırdığını söylüyor. Sıcak etkisine bağlı damar genişlemesi sonucunda kan hacminde azalmaların sıcak bitkinliğine sebebiyet verdiğini belirten Baykal, bu durumun genellikle aşırı sıcak ve nemi yüksek ortamlarda çalışan kişilerde görüldüğünü anlatıyor. Vücut sıvısı azalmış, yaşlı ve hipertansiyonlu kişilerde bu yatkınlığın daha fazla olduğuna dikkat çeken dahiliye uzmanı Baykal, "Çünkü yaşlılar, susama hissi yaşla orantılı olarak azaldığı için terlemelerine karşın az su içerler. Hipertansiyonlularda ise aldıkları ilaçların etkisiyle elektrolit ve sıvı kaybı yatkınlığı zamanla artar." diye konuşuyor.
Çamlıca Medicana Hastanesi Dahiliye Uzmanı Doktor Engin Yurt ise sıcaklığın 35 dereceyi geçtiğinde nem oranının etkisiyle vücudun fazla ısıyı dışarıya veremediğini söylüyor. Sıcak çarpması veya vurgun durumunda ilk başta belirgin terleme, susuzluk ve baygınlık hissi olduğunu dile getiren Yurt şunları söyledi: "Bu rahatsızlıkların akabinde ağrılı ve istemsiz kas krampları, sonrasında baş ağrısı, baş dönmesi, zayıflık hissi, bulantı ve kusma, nemli deri ve düşük tansiyon ortaya çıkar. Hastalık ilerlediğinde ise ateş, davranış bozuklukları, kuru sıcak kırmızı renkli deri, hızlı yüzeysel nefes alıp verme, hızlı ve zayıf nabız, en sonunda kasılmalar ve bilinç kaybı durumu görülebiliyor. Bu belirtiler çok ciddiye alınmalı. Çünkü bazı hallerde bu göstergeler ölümle sonuçlanabiliyor."
Çocuklar, sıcaktan nasıl korunur?
Bebek 6 aydan küçükse koruyucu krem sürmektense koruyucu elbise ve gölgelikli bebek arabası kullanın.
Koruma faktörü en az 15 olan güneş koruyucu kremler kullanın. Güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulayın. Çocuk suda fazla kalıyorsa tekrar sürün.
Ultraviyole ışınlarına karşı koruyuculuğu yüksek olan güneş gözlüğü takın.
Güneş ışınlarının yansımalarına dikkat edin. Beyaz kum ve su ışınları yansıtır, bu gibi alanlarda korunmayı artırın.
Hangi tedbirler alınmalı?
Zorunlu olmadıkça sabah 10.00 ile öğleden sonra 15.00 arası dışarıya çıkmayın.
Kapalı alanların havalandırılmasına, yeterli hava akımı almasına özen gösterin.
Bol sıvı ve mineral içeren içecekler tüketin. Hafif yemekler, sulu yiyecekler yiyin.
Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olup tuzsuz diyet alan kişiler dışında gıdalarla tuz alımı artırılmalı. Tuz kısıtlaması olanlar ise sıvı ve tuz kaybı yönünden çok dikkatli olmalı.
İnce, açık renk, bol giysiler giyin. Giysi, güneşten korumalı ama terletip su kaybettirmemeli.
Kapalı ve park edilmiş araç içinde hiçbir canlı bırakılmamalı.
Dışarıda çalışanlar, güneş altında korunmasız kalmamalı, ağır eforlardan kaçınmalı.
Sıcak çarpması ve bitkinlik belirtilerini bilip bu belirtilere karşı tedbirli olunmalı. ZAMAN
|
 |
 |
 |
 |
 |
Çalışma masasında tasarruflu ampul kullanmayın |
 |
 |
 Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Çerezci, elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyona bazı teknikler kullanarak en az seviyede maruz kalmanın mümkün olabileceğini belirtti.
Arabada cep telefonuyla konuşulmamalı. Görüşme sırasında araçta elektromanyetik dalgalar dolaşıyor. Kafesin içine girdiği için cep telefonu yüksek güçte çalışıyor.
Öğrencilerin çalışma masalarında tasarruflu ampul kullanmamak lazım. Neden? Çünkü tasarruflu ampullere yakın duruyorsanız çok şiddetli bir radyasyonla baş başa kalırsınız. Bunun için baz istasyonunun yanına gitmeye gerek yok.
Mikrodalga fırın çalıştığı zaman çocuğun baş hizasında olmamalı. Mikrodalga fırının bulunduğu duvarın arkasındaki odada çocuk beşiği bulunmamalı. Çalışırken hiçbir zaman yanında durmayın. En az bir metre uzağında olun. Mikrodalga fırın çalıştığı zaman evinizde baz istasyonu var demektir. Fırına çok yakınsanız baz istasyonuyla karşı karşıyasınız demektir. ZAMAN
|
 |
 |
 |
 |
 |
SİGARA |
 |
 |
Sigarayı bırakan neden kilo alır?
Sigara içenleri şu günlerde iyice stres bastı. 19 temmuzda restoran, cafe ve lokanta gibi kapalı mekanlarda sigara yasağı başlıyor.
Ülkemizde 20 binin üzerinde bulunan sigara içiciler artık 'yemekten hemen sonra yak bi cigara' muhabbeti yapamayacak. Hazır sigara içmek bu kadar zorlaşmışken, sigarayı bırakmak da bir o kadar kolaylaşabilecek gibi görünüyor. Ancak bu kez de sigara içenleri kilo alma korkusu başlıyor. Özellikle sigara içen bayanlar bu korku sayesinde sigarayı bırakmaktan vazgeçiyor. Ancak tüm sigara içenlerin içi ferah olsun, uzmanlara göre her şeyin bir çaresi olduğu gibi bunun da bir çözüm yolu mevcut. Üstelik sigarayı bırakınca alacağınız birkaç kilo fazlalığın oluşturacağı sorunlar, sigara içmenizden kaynaklanan hastalıkların yanında 'devede kulak' kalıyor. Çünkü eskisine oranla daha az öksürüp aksıracak, daha az grip olacak, kanser, kalp-damar ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskiniz iyice azalacak ve daha sağlıklı bir hayat sürebileceksiniz.
Araştırmalara göre erkeklerin yüzde 61'i, kadınların da yüzde 51'i sigarayı bıraktıktan sonra bir iki kilo alabiliyorlar. Sağlıklı Yaşam Uzmanı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'na göre bunun temel sebebi sigarada bulunan nikotinin metabolizmayı hızlandırıcı bir etkiye sahip olması. Sigarayı bırakan kişi aynı beslenme şekline devam etse de nikotinden mahrum kaldığı için metabolizma yavaşlıyor, alınan kaloriler zor yakılıyor ve de yağ birikimi kolaylaşıyor. Diğer bir sebep de sigarayı bırakanlar ilk zamanlarda depresif eğilimler gösterebiliyor. Sigarayı bırakmanın oluşturduğu boşluk hissi yeme atakları ve tatlı krizleri ile doldurulmaya çalışılıyor. Sigarayı bırakmaya karar verdiniz ama kilo sorunu ile karşılaşmaktan ciddi anlamda korkuyorsanız bir diyetisyen veya sağlıklı beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz. Ama öncesinde Uzman Diyetisyen Dilara Koçak'ın bu konudaki önerilerine kulak verin.
--------------------------------------------------------------------------------
Sigarayı bırakırken kilo almamak için
* Nikotin alımı kesileceği için metabolik hızda azalma olabilir, buna engel olmak için düzenli bir egzersiz programına başlanarak tedbir alınabilir.
* Kan şekerinizde düzensizlik oluşabilir ve canınız tatlı isteyebilir. Bunu önlemek için şekersiz ciklet çiğneyebilir veya taze meyve sularını maden suyu ile karıştırarak içebilirsiniz.
* Kafeinli içeceklerden uzak durun, çünkü bu içecekler sigarayı hatırlatabilir, sinirlilik ve huzursuzluk hali oluşturabilir.
* Yemekten hemen sonra canınız sigara isterse dişinizi fırçalayıp, naneli şeker yiyebilirsiniz.
* Sigara bırakmanın oluşturduğu boşluk hissi sebebiyle avuç avuç çekirdek veya kuruyemiş gibi yağlı gıdalar kilo aldırır. Bunun yerine salatalık, domates ve meyve gibi daha sağlıklı atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz. d.guray@zaman.com.tr
--------------------------------------------------------------------------------
Sigarayı nasıl bırakacağım?
Sigarayı bırakmak isteyen bir kişi bunun bir irade işi değil bir bağımlılık olduğunu kabul edip mutlaka uzman bir doktordan profesyonel yardım almalı. Ama onun da öncesinde sigara bırakmaya istekli, kararlı ve sabırlı olmalı. Sonrasında ülkemizde giderek yaygınlaşan sigarayı bırakma polikliniklerine başvurabilir. Birçok devlet, üniversite, vakıf ve özel hastanelerde bu klinikler mevcut. Uzun yıllar bu önemli konu üzerinde çalışan Toraks derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Zeynep Aytemur'a göre sigara bırakmak isteyenlere iki yöntem birden uygulanıyor. Birincisi nikotini yerine koyma tedavisi, diğeri ise farmakoloji yani ilaç tedavisi. Nikotini yerine koymada kişi, sigara içememekten kaynaklanan zorlukları gidermeye yönelik dışarıdan nikotin destekli birtakım aparatlar kullanıyor. Nikotin bantları, nikotin sakızları ve dilaltı tabletleri gibi. Aytemur'a göre bu aparatlar muhakkak bir hekim gözetiminde kullanılmalı. Çünkü hem yan etkileri bulunuyor, hem de kalp, şeker, hipertansiyon gibi hastalıkları olan kişilerde sakınca doğurabiliyor. 'Sigarayı bırakmak istiyorum' deyip eczanelerden kontrolsüz bir şekilde bu aparatları alan kişilerin çoğu başarısız olduğu gibi, bu tarz tedavilere karşı da toplumda bir güvensizlik oluşturabiliyor. Bu tedaviye ilaçlarla da destek verilerek, hekim hastasını kontrolde tutuyor. Bu şekilde her yıl yüz kişiden 40'a yakını sigarayı bırakmayı başarıyor. Sigarayı bırakan bir kişi her zaman tekrar başlama eğilimi gösterebilir. Çünkü nikotin bağımlılığı kronik bir hastalıktır ve her zaman nüksetme olasılığı vardır. Dolayısıyla bırakan kişilerin çevresel uyarıcılara karşı dikkatli olması gerekir. Elektronik sigara, biorezenans, akupunktur, ışın tedavisi gibi alternatif sigara bırakma yöntemleri etkili olabilir ama bunlar tıbbi çalışmalarla desteklenmiş değil. ZAMAN
DİLEK GÜRAY
|
 |
 |
 |
 |
 |
CEP TELEFONO KULLANICILARIN DİKKATİNE |
 |
 |
Her evde sabit telefonun olmadığı, ama cep telefonunun mutlaka bulunduğu bir devirde yaşıyoruz. Bundan 15 yıl öncesine kadar telefon edebilmek için telefon kulübeleri önünde sıraya girilir, uzun kuyruklar oluşurdu. Herkes yanında jeton ya da kart taşırdı. Cep telefonunun yaygınlaşması ile birlikte, otururken, yürürken, araç kullanırken, yemek yerken, otobüste, metrobüste, tramvayda telefon elimizden düşmez oldu. Türk halkı olarak cep telefonundaki teknolojik gelişmeleri çok yakından takip ediyor, ortalama 10 ile 14 ayda bir cep telefonlarımızı yeniliyoruz. GSM operatörlerinin de yapmış oldukları etkin kampanyalarla kimimiz iPhone, kimimiz BlackBerry peşinde koşuyoruz. Bazıları işi iyice abartıp yanında iki-üç telefonla birlikte dolaşıyor. Hayatımıza getirdiği kolaylıklar küçümsenmeyecek kadar çok olan cep telefonları, bilinçsizce veya uzun süreli kullanıldığında hem sağlığımıza hem de bütçemize ciddî zararlar verebiliyor. Sağlığınızı bozmadan güvenli bir şekilde cep telefonu kullanmak istiyorsanız aşağıdaki tavsiyelere uymanız yeterli.
--------------------------------------------------------------------------------
Cep telefonunuzun donanım ve yazılım güvenliği için
* Yeni bir cep telefonu satın aldığınızda hemen SIM kartı PIN kodu sorgusunu devreye alın. PIN kodu şifresini güvenlik seviyesini artırmak için 4 haneden fazla yapın.
* Kafe, lokanta, işyeri, otomobil gibi alanlarda cep telefonunuzu yabancıların erişebileceği şekilde bırakmayın.
* Telefonunuzda *#06# tuşlayarak IMEI (IMEl-International Mobile Equipment Identification-Uluslararası Mobil Cihaz Kimliği) numarasını öğrenip IMEI bilgilerini telefonunuz dışında bir yere kaydedin. Bu numara ileride telefonunuzun çalınması veya kaybolması durumunda işinize yarayabilir.
* Kişisel bilgilerinizi, özellikle kullanıcı adı, şifre, PIN kodu, banka ya da kredi kartı bilgilerinizi, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir web sitesine girmeyin ya da bu tür bilgileri cep telefonunuzdan SMS, MMS veya e-postayla göndermeyin.
* Kişisel bilgisayarlardan telefonunuza bir program veya bir doküman göndermeden önce, göndereceğiniz öğeyi mutlaka kişisel bilgisayarınızda veya cep telefonunuzda virüs taramasından geçirin.
* Telefonunuz arıza yaptığında ya da bir sorun yaşadığınızda mutlaka yetkili servisle görüşün veya yetkili servislerde tamir ettirin.
* Telefonunuzda yer alan elektronik parçalar ısıya ve neme karşı çok duyarlıdır. Cihazınızı çok yüksek/düşük sıcaklık ortamlarından, nemden ve sudan koruyun.
--------------------------------------------------------------------------------
Cep telefonunuzun sağlığınızı bozmaması için
* Cep telefonunun zararları konuşma süresi arttıkça daha etkili olduğu için telefon görüşmelerinizi çok fazla uzatmayın. Eğer konuşma süresi uzayacaksa kulaklıkla konuşmayı tercih edin. Kulaklığınız yoksa telefonu arada bir el değiştirerek diğer kulağınızla dinleyerek konuşun.
* Cep telefonunuzu kullanmadığınız sürede çok önemli bir telefon beklemiyorsanız mümkünse kapalı tutun.
* Çocuklarda sinir sistemi ve beyin gelişiminin devam ediyor olması dolayısıyla çocukların ve gençlerin yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu gerçektir. Bu yüzden 16 yaşın altındaki çocuklara cep telefonu kullandırmayın.
* Yeni bir telefon alırken teknolojisi ve görünüşünün yanında SAR (Specific Absorption Rate-Spesifik Soğurma Oranı) değeri düşük ve sinyal yayma eğilimi (bu değer ne kadar iyiyse cep telefonu o kadar iyi çeker) yüksek telefonları tercih edin.
* Araç kullanırken kesinlikle cep telefonu kullanmayın. Çünkü dikkat eksikliğinden kaza yapma ihtimalinizin artmasının yanında hareket halinde iken baz istasyonlarına uzaklığın artması ile birlikte sinyal gönderme gücü artacağı için manyetik ışımanın artması anlamına gelir ve bu da biyolojik etkileşim riskini artırır.
* Cep telefonu taşırken mümkün olduğunca vücudunuza temas etmeyecek şekilde taşıyın. Özellikle kalbe yakın bölgelerde veya gömlek cebinde cep telefonu taşımayın. Çanta varsa çantada taşımak en iyisi. İlla pantolonunuzun cebinde taşımakta ısrarlıysanız en azından ön cep yerine arka cepte taşımaya çalışın.
* Cep telefonunu çalıştığınız ve uyuduğunuz yerde kendinizden en az 1 metre uzakta tutun.
* Telefonunuz elektrik şarjında iken kesinlikle konuşmayın.
--------------------------------------------------------------------------------
Casus yazılımlarla telefon görüşmelerinizin dinlenmesini önlemek için
* Telefon görüşmelerini şifreleyen programlar kullanarak görüşmeleriniz ele geçirilse bile anlaşılmasını engelleyin.
* Kesinlikle kimseden hediye cep telefonu almayın.
* SMS yolu ile gönderilen mesajlara dikkat edin.
* Cep telefonu virüslerini engellemek için, cep telefonu için üretilmiş antivirüs ve anti casus yazılımları yükleyin.
* Telefonunuzu iş ortamınızda bile hep yanınızda taşıyın. Kısa süre de olsa fiziksel olarak başkalarının ulaşmasına imkân vermeyin.
* İnternet ortamından güvenilir olmayan sitelerden dosya (mp3, program, video) indirmeyin.
* Cep telefonunuzdaki bluetooth fonksiyonunu ihtiyacınız olduğu zaman şifreli bir şekilde etkinleştirin.
* Yabancı kişilerden bluetooth'la dosya transferi yapmayın.
--------------------------------------------------------------------------------
Cep telefonunuzun bataryasının uzun süre bitmemesi için
* Orijinal şarj cihazları ve bataryaları kullanın.
* Cep telefonunuzun ayarlarından aydınlatma sürelerini kısaltın ve ekran parlaklığının şiddetini azaltın.
* Telefonunuzdaki açılış ve kapanıştaki sesleri kapatın.
* Çoğu telefonda bulunan uyku modu özelliğini aktif edin.
* Kullanmadığınız sürelerde bluetooth, WLAN ve kızılötesi özelliklerini kaptın.
* Sürekli şebeke arayan bir telefonun bataryası erken biter. Bu nedenle şebeke sinyal gücünün az olduğu ortamlarda uzun süre kalmanız gerektiğinde cep telefonunuzu kapatın.
* Cep telefonunuzu yüksek sıcaklıklardan koruyun.
* Telefonunuzun enerji tüketim canavarı olan titreşim özelliğini devre dışı bırakın.
* Telefonunuzdaki özellikle görsel oyunlar da büyük miktarda enerji kaybına sebep olur.
--------------------------------------------------------------------------------
Cep telefonum çalınınca ne yapmalıyım?
* Telefonunuzun çalınması durumunda hemen cep telefonu operatörünüzün müşteri hizmetlerini arayarak konu hakkında bilgi verin ve hattınızın geçici kapama işlemlerini başlatın.
* Daha sonra cihazınızın IMEI numarası ve telefonun size ait olduğunu belirtir bir belgeyle bulunduğunuz bölgedeki en yakın savcılığa başvurun. IMEI numarası vasıtasıyla, başvuruda bulunduğunuz cumhuriyet savcılığı, GSM operatörleri ile bağlantı kuracak ve telefonunuzun hangi SIM kart ile kimin tarafından kullanıldığını belirleyecektir.
* Telefonunuzun bulunması durumunda sizin olduğunu kanıtlamanız için telefonunuzun faturası istenecektir. Bu yüzden her ihtimale karşı mutlaka faturanızı saklayın. Hatta ikinci el telefon satın almanız durumunda bile satın aldığınız kişiden önceki satış faturasını ve yaptığınız satın almaya dair bir makbuz talep edin.
|
 |
 |
 |
 |
 |
ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ |
 |
 |
 ÜÇ AYLAR VE REĞAİB KANDİLİ
RECEP VE ŞABAN AYLARI, RAMAZANA HAZIRLIK AYLARIDIR. AYLARIN SULTANI OLAN RAMAZANA YARAŞIR SEKİLDE HAZIRLANMAK İÇİN FIRSAT GÜNLERİDİR. REGAİB VE MİRAÇ KANDİLLERİNİ İÇİNE ALAN RECEP AYI, YÜCE RABBİMİZİN LUTFUDUR. KİŞİNİN KUSURLARINI HATIRLAYIP DÜZELTMESİ , TÖVBE EDİP YANLIŞLARINDAN DÖNÜŞ YAPMASI İÇİN VERİLMİŞ BİR FIRSATLARDIR. BU AYLARDA KENDİMİZİ HESABA ÇEKELİM.
PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) ÜÇ AYLARIN BAŞLANGICINDA BUYURDULAR Kİ'' ALLAHIM, RECEBİ VE ŞABANI BİZLER İÇİN BEREKETLİ KIL VE BİZİ RAMAZANA ULAŞTIR.'' BİZLERDE ONUN ÜMMETİ OLARAK AYNI ŞEKİLDE DUALARIMIZI YAPALIM.
REĞAİB GECESİNDE ALLAHIN İHSANLARININ, BAĞIŞ VE RAHMETİNİN BOL OLDUĞU VE PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİZZAT RAĞBET ETTİĞİ BİR GECEDİR. BU GECEYİ İBADET VE KURAN OKUMAKLA; EN AZINDAN YATSI NAMAZINI CAMİDE CEMAATLA KILMAK VE SABAH NAMAZINIDA CEMAATLA KILMAK SURETİYLE İHYA ETMİŞ, FEYİZ VE BEREKETİNDEN İSTİFADE ETMİŞ OLURUZ. AYRICA BU GECE YAPILACAK DUALARIN GERİ ÇEVRİLMEYECEĞİ MÜJDESİ VARDIR.
YÜCE ALLAH ŞÖYLE BUYURUYOR: EY MUHAMMED DE Kİ'' EY KENDİLERİNE KÖTÜLÜK EDİP, AŞIRI GİDEN KULLARİM! ALLAHIN RAHMETİNDEN ÜMİDİNİZİ KESMEYİN, DOĞRUSU ALLAH GÜNAHLARIN HEPSİNİ BAĞIŞLAR. ÇÜNKÜ O ÇOK BAĞIŞLAYANDIR MERHAMET EDENDİR.
CENABU ALLAH(C.C.) BİZLERİ VE CÜMLE ÜMMETİ MUHAMMEDİ BU GECENİN RAHMETİNDEN İSTİFADE EDEN KULLARINDAN EYLESİN. AMİN
|
 |
 |
 |
 |
 |
ÇANKIRI BAYRAMÖREN GENĞLİK KULUBU |
 |
 |
 BAYRAMÖREN GEZİSİNE KATILAN ARKADAŞLARIN İSİMLERİ :
1 BURHAN KİRPİ (Organizasyon Sorumlusu)
2 M.YUSUF TOPALOĞLU (Organizasyon Sorumlusu)
3 MEHMET BALTACIOĞLU (Organizasyon Sorumlusu)
4 ORHAN KİRPİ
5 İLHAN KİRPİ
6 FATİH DUR
7 GÜLÇİN ODABAŞIOĞLU
8 BEKİR AYDIN
9 MURAT SÜNER
10 HÜSEYİN ÖZEL
11 HÜSEYİN ÖZEL-EŞİ
12 HÜSEYİN ÖZEL- OĞLU
13 ALİ İHSAN KAYA
14 SALİH ARSLAN
15 SALİH ARSLAN
16 SALİH ARSLAN
17 MURAT TOYGAR
18 ZUHAL ÇAKAR
19 AYSEL ŞİMŞEK
20 ERDİ TOYGAR
21 ALİ MURAT İLGÜY
22 HALİL DEVE
23 ERDOĞAN KİRPİ
24 NURCAN FERİKOĞLU
25 SENEM ÇİFTÇİ
26 HÜSEYİN USTA
27 RAŞİT USTA
28 SAMED SÜNER
29 ERAY SAYGILI
30 RUŞEN ALUÇ
31 AHMET BAL
32 İLHAMİ SOLMAZ
33 RECEP AYDIN
34 ALİ SOYAL
35 TAHİR DUR
36 HASAN ESEN
37 AHMET ÇELİK
38 RAMAZAN DUR
39 KADİR TİLKİ
40 SİNEM BÜYÜK
41 EMRE ÇELİK
42 RECEP KAYGIN
43 SEMA SAĞLIK
44 SELVER SAĞLIK
45 MUSTAFA UZUNOĞLU
46 FAHRİ ÇAVDAR
47 METİN KİRPİ
48 İRFAN KİRPİ
49 MUSTAFA KİRPİ
50 MEVLÜT VURAL
Gezimizin Bayramören kısmında bizlerle birlikte olan Bayramören Kaymakamı Sayın Şeref Aydın ve Belediye Başkanı Sayın Ahmet Özen Bey'lere katılım ve desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
Kavak Köyünden Muhtar Mustafa Kirpi'ye, Yaylatepesi Köyünden Muhtar Osman Akkaya'ya, Harmancık Köyünden Muhtar Mustafa Üstün'e bizleri köylerinde ağırlayan hemşerilermize teşekkür ederiz.
Gezimizin ulaşımında bizlere kolaylık sağlayan Sayın Yaşar Hızlı'ya ve nefis bir kahvaltı ile leziz alabalık sunan Bayramören Hayta Alabalık Tesis İşletmecisi Sayın Abdullah Karacaoğlu'na teşekkür ederiz.
|
 |
 |
 |
 |
 |
Bayramoren Genclık Bayramorende |
 |
 |
 Ağırlıklı olarak Bayramören Köylerinin gençlerinin oluşturduğu hemşehrilerimizle birlikte, İstanbul'dan hareketle günübirlik Bayramören gezisi düzenlenilmektedir.
Yörenin en güzel yerlerinin ziyaret edileceği tur programı Bayramören'de bulunan alabalık tesislerinde hep birlikte yapılacak olan kahvaltı ile başlayıp, alabalık tesislerinde yenilecek leziz balıklarla son bulacaktır.
Görüş ve düşüncelerinizi www.kavakkoyu18.com/forum sayfalarımızdan belirtebilirsiniz...
TUR PROGRAMI :
Cumartesi gece 00.00' da İstanbul'dan hareket,
07.00'da Bayramören Alabalık Tesislerinde kahvaltı,
10.00'da Bayramören'den hareket Kavak Köyü'nü ziyaret,
12.00'da Kavak'tan hareket Yaylatepesi Köyü'nü ziyaret,
14.00'da Yaylatepesi'nden hareket Harmancık Köyü'ne ziyaret, ayrıca katılıma göre güzergah üzerindeki Köy ziyaretleri,
16.00'da hareket Bayramören Alabalık Tesislerine dönüş,
17.00'da doğayla başbaşa leziz alabalıklarını afiyetle yedikten sonra;
20.00'da İstanbul'a hareketle dönüşe geçiş
Bir güne sığdırılan, her anlamı içinde barındıran, tur programının katılım bedeli : 50,00 TL
NOT : 18 yaşından büyük olan herkes tura katılabilir...
REZERVASYON :
Burhan KİRPİ : 0533 383 13 21 (KAVAK KÖYÜ)
Yusuf TOPALOĞLU : 0554 423 23 18 (HARMANCIK KÖYÜ)
Mehmet BALTACIOĞLU : 0505 964 29 39 (YAYLATEPESİ KÖYÜ)
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
Yönetici Girişi |
 |
 |
Anket |
 |
 |
Kısa Mesajlar |
 |
 |
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar Arşivi
|
 |
 |
 |
 |
|